EDEBİYAT ADASI!


29 Kasım 2015 Pazar

ANLATIM BOZUKLUĞU...



ANLATIM BOZUKLUĞU...



Anlatım bozukluğu...  Bazılarının mesleği yirmi dört saatindedir. Galiba benim de öyle .Şiir okusam , yolda bir ilan görsem, tabelaya gözüm ilişse bunlarda ya yazım hatası ya da anlatım bozukluğu görüyorum.Yakacık'taki lahmacuncunun "evcil lahmacun gönderilir"inden söz etmiyorum tabii ki.Mesela Çilek Mobilya reklamı "Baban da ben de seni mutlulukla bekliyoruz"diyor.Beşik almışlar,bebeğe söylüyorlar.Anlatım bozukluğu baban da bekliyoruz ben de bekliyoruz ile görülüyor.Babanla birlikte bekliyoruz ya da baban da bekliyor ben de bekliyorum deseydi.Sonra şiir var.Bir dizesi şöyle:Ben babamı, sen ustanı unutma.Ben babamı unutma sen ustanı unutma değil ben babamı unutmayayım sen ustanı unutma olacaktı.Bunun gibi anlatım bozuklukları...Bu kadar gıcıklık yeter herhalde.Kahvemi her durumda içerim anlamında deseydim her  halde yazdım.Yani bazen ayrı bazen bitişik yazılan kelimelerden biri herhalde, her   halde.İşte, hep böyle anlatım bozukluklarını tespit ediyorum. Nerede görsem anlatım bozuklularını  gözüme ilişiyor. Günlük hayatta sık yaptığımız hatalardan biri anlatım bozukluğu.(İletişime engel değil belki ya sınavlarda çıkmasa :)

25 Kasım 2015 Çarşamba

TIRNAK İÇİNE ALINAN YA DA BAŞKASINDAN ALINAN CÜMLELER...

Cümle içinde başkasından aktarılan ve tırnak içine alınan

 cümleler büyük harfle başlar
.
Atatürk, gençliğe seslenirken “Ey Türk istikbalinin


 evladı! İşte,

 bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve

 Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret,
,
 damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” diyor

NOT: Tırnak içinde aktarılan söz, tam bir cümle değilse veya


 cümlenin baş tarafı alınmamışsa büyük harfle başlamaz
.
NOT: İki çizgi arasındaki açıklama cümleleri de büyük harfle


başlamaz
.
Yorulsa da -emin ol- bu maçı kazanır.yani böyledir

.
(TDK'den

 alıntı)




22 Kasım 2015 Pazar





 Amacım bu olmadığı halde sürekli bir yazardan kendime yakın anı vb. bulup duruyorum.Bugün de oğlum bulmuş Aziz Nesin'den benlik satırları:telefon zilinden gazete okumaya bile vakit bulamadığım, arka   arkaya gelen konukları oturtmak için evimdeki sandalyelerin yetmediği günler..."Biz  sandalyelerin yetmediği kısmı benzettik.Yoksa teselli mi olduk.Ya da ille de bir yakınlık mı bulma derdindeyiz.Demirhan sınıfındakileri anneleri ile aynı anda çağırmaya devam ederse yakında değil sandalye ev de yetmeyecek.Aziz Nesin bağlaçları kendince değişik yazar ya aklıma geldi.
TDK 2014 YENİLİKLERİNDEN BAZILARI :
Bildiğimiz bağlaçlara eklemeler:Meğer,zira,hatta,özellikle,gelgelelim,ne var ki.

21 Kasım 2015 Cumartesi

MANTIKSIZLIK



Bir mantıksızlık var bende ama tercihim mi doğuştan mı

 çözemedim bunu.Mesela lodos çıkar ada  ulaşımı

korkunçlu olduğu halde adayı severim.Gidip huyu tipi

 düzgünü sevmem.Nesini sevdiğimi bilmeden sebepsizce

 sever bir de takılı kalırım.Neyse ki benim gibiler var kİ

 Turgut UYAR "Tamir ettirmedin gitti

 derler şu saati. Ettirmek istiyor musun demezler. Bir

  bozuk

saattir yüreğim, hep sende durur. "Demiş.
Bize bir masa ayır Yankimu
Aleksandra'mla benim için
Bir masa.
Üstü çiçeksiz
Örtüsü gazeteden
Şarabı aşktan
Hem hülyadan.
Aleksandra'm mızıka çalsın
Siyaha çalar parmaklarıyla
Güftesi bayağı şarkılar
Adi havalar.
Meyhane acı zeytinyağı koksun
Sen hoşnut ol Yanakimu.

SAİT FAİK ABASIYANIK

20 Kasım 2015 Cuma

DOLAYLI ANLATIM VE DOLAYLAMAA

Dolaylı anlatım dolaylamayı karıştırmamak.Dolaylı

 anlatım birisinin söylediklerini değiştirerek ya da neyi ifade

 ettiğini karşımızdakine anlatmaktır.Örneğin Atatürk,19

 Mayıs'ı Türk gençliğine armağan ettiğini söylemiştir.Burada

dolaylı anlatım var.Babam"mutlu olun"dedi.Bu cümle 

doğrudan anlatım.Babam mutlu olmamızı söyledi.Bu cümle

ise dolaylı anlatıma örnektir. Dolaylama ise bir kelime ile

anlatılacak durumu daha fazla kelime ile anlatmaktır.Kömür 

yerine kara elmas ya da Ankara yerine Türkiye'nin kalbi

 demek dolaylamaya örnek olur.

18 Kasım 2015 Çarşamba




     Heybeli'ye bakıyorum da nasıl olduysa gözüme değil de ruhuma yavan geldi. ŞİMDİ YOKLAR   Aklımdan bende iz bırakan yazarlar geçiyor yolu Heybeli'den geçen.Ahmet RASİM,Aziz NESİN,Yahya Kemal BEYATLI,Nazım Hikmet,Necip Fazıl KISAKÜREK,Nejat GÜLEN,İskender PALA ve tabii ki Hüseyin Rahmi GÜRPINAR 

Hayalim; küçük bir çocuğa ‘ne kadar seviyorsun’ dediğinde, açıp elini iki yana ‘işte bu kadar’ derken ki o masum sevgiyi bulmaktı.    Aziz Nesin


   
Üzülme Çalıkuşu, hiçbir şey kazanamadınsa, geçinmek, yaşamak ve tahammül etmek ne olduğunu da mı öğrenemedin? Bu az kazanç mı?   Reşat Nuri Güntekin


Bir gün , bir uzak hatıra özlersen o yazdan...  Yahya Kemal Beyatlı


Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine...Nazım Hikmet


Sakın geç kalma erken gel.   Ahmet Rasim


Kaldırımlar  şairi :  Necip Fazıl

16 Kasım 2015 Pazartesi

                                    Yani yani bir  suçlu varsa o da biziz yani ...Biz veliler


Hem oğlumun okulunda veli olarak katıldığım toplantılar hem de görevli olduğum okullarda öğretmen olarak katıldığım veli toplantılarında çok sık aynı cümleleri duyuyorum.Çocuğumun odası ayrı, istedikleri alınıyor.Daha ne başarılı olsunlar.Kolayca verdiklerimiz :Para,oda,telefon.Bu kadar emeğe bu kadar başarı.
Sabah okuluma erkenden gittim.Evde kahvaltıda az yemiştim.Kantinde taze ekmek,zeytin,peynir yerken bizim öğrencilerden biri geldi.On altı yaşında genç bir kız.Sabahın köründe gofret aldı. Kahvaltısıymış. Annesi biliyormuş  bunu.Mis gibi gofreti yedi.Peynir ekmek neden yesinmiş.Zaten her öğlen tostun içinde peynir varmış.Eee toplantıda yakınan veli pek bir haklı.Çocuk koca gofreti yedi.Nasıl çalışmaz kafası!
Odası ayrıymış.Sadece besin mi ister insanoğlu.Sevilmek,ilgilenilmek istek midir ihtiyaç mıdır ? İhtiyaçtır ne yazık ki...Çocuk ilgi ihtiyacını odasındaki posterlerden mi sağlayacak.Önce ihtiyacı tamamlanacak ki sıra kendini eğitmeye yetiştirmeye gelsin.Veli olarak elimizde cep telefonunu alalım öğrenci de kitap okusun. Cicili bicili odası var işte gelse ya o başarılar.
Meyvemizi çerezimizi alıp kafa kafaya gülüp söyleşerek mi ders çalışılır sanki! Bekleyelim bekleyelim .Ayva da bir meyvedir,yeriz madem.


15 Kasım 2015 Pazar

Bu blog oğlumun bana sürprizi aslında.Ben açtım,sen yaz dedi.İlle de bu akşam yaz bir şeyler ,dedi.Ne yazsam.Pek yorgunum.Erkenden uyusam.Yine de kafamı bir yokladım.Yazabilir miyim diye.Kafam bir yoğun.Zihnimin bir kenarında ben açmışım takvimi daha şimdiden yaz tatiline kaç gün varı hesaplıyorum.Başka bir köşede yine ben, soyut şeylere önem verenlerin somut şeylere önem verenlerle anlaşıp anlaşamadığını tartışıyorum benle.Yine başka bir köşede kitap okumayan öğrencilerin yaklaşan TEOG'da ayvayı yediklerini düşünürken bir yandan yarın ne giyeceğime karar veriyorum.En iyisi  bir şey yazmadan ışıkları kapatıp yatayım da şu zihnimde her bir köşede düşünen karar veren "ben"ler de uyusun da toparlansın.

Hakkımda

Adım Seden. Anadolu Üniversitesi mezunuyum. İstanbul'da Türkçe öğretmenliği yapıyorum. Bu sayfada Türk Dil Kurumunun yapmış olduğu değişiklikler, Türkçe'deki önemli bilgiler vb. paylaşacağım.

14 Kasım 2015 Cumartesi

ÖMRÜZÜN EN GÜZEL ANLARI VARDIR

Ömrümüzün en güzel yılları diye bir şey yoktur gerçekte.

 Bir yığın küçük büyük sevinçle bir yığın büyük küçük


acının bir araya gelerek yaptığı bir bileşime yıllar geçip


 bedenimizin gücü azaldıkça, zihin gücümüz genişlemiş


 gibi göründükçe, büyük işler yaptığımız, büyük


mutluluklar yaşadığımız yanılsamasına kapılırız, o 
kadar...


Bilge Karasu


 - Lağımlaranası ya da Beyoğlu

MURATHAN MUNGAN